Kategori arşivi: Toplum

Nüfus cüzdanı (bu sefer gerçekten) tarih oluyor!

Yeni TC Kimlik KartıT.C. vatandaşlarının kimlik bilgileri artık tek bir elektronik kartta toplanıyor. Yeni çipli Vatandaşlık Kartı Projesi ile ilgili Başbakanlık genelgesi 04 Temmuz 2007 tarihli Resmi Gazete‘de yayımlanmıştı.

Buna göre, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenecek eylem kapsamında, biyometrik unsurlar da içeren elektronik vatandaşlık kartının kimlik doğrulama için kullanımı sağlanacak ve tüm kimlik doğrulama fonksiyonları tek bir elektronik kartta toplanacağı 2007 yılında öngörülmüştü.

Yeni çipli T.C. Kimlik Kartlarına Ne zaman Geçilecek?

16 Mart 2016’da nüfus cüzdanlarının yerini alacak çipli kartlarına geçiş için pilot uygulama Kırıkkale’de başlatılmıştı.

2017 itibariyle tüm illerde yeni çipli kimlik kartlarına geçiş başladı.

2 Ocak 2017 itibariyle de tüm Türkiye’de, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğünden Internet üzerinden veya telefonla randevu almak suretiyle yapılabilen başvuru işlemleri başlatıldı. Bazı kaynaklar (örn. NTV) randevusuz olarak ilçe nüfus müdürlüklerine başvuru yapılabildiğini bildirmekteler.

Yeni kimlik kartına geçmek isteyen yurt dışındaki Türk vatandaşlarının ise Türk konsolosluğu gibi dış temsilciliklere başvurması gerekiyor.

Nüfus cüzdanı (bu sefer gerçekten) tarih oluyor! yazısına devam et

Popularity: 1%

Mutlu Olmayı Bilen İnsanların Diğerlerinden Farklı Yaptığı 12 Şey

mutlu insanlar

“Kaliteli bir yaşamın, yaşamdan zevk almanın ve bilgeliğin her zaman en doğal hakkım olduğuna ve bu hakların zaman geçtikçe bana otomatikman bahşedileceğine inanırdım. Basit, mutlu ve karmaşık olmayan bir yaşam sürebilmek için, hayatın belli kuralları olduğundan ve nasıl yaşamam gerektiğini idrak edebilmek için dünyaya olan bakış açımı geliştirmem gerekeceğinden hiç bir zaman şüphelenmemiştim”
-Dan Millman

Mutlu ve başarılı insanlarOlumlu olma konusunda uzman psikolog Sonja Lyubomirsky’nin yaptığı araştırmalar, mutlu insanların diğerlerinden farklı olarak benimsediği temel prensipleri 12 maddede özetlemekte. Bunlar bizim de yaşamımızdaki mutluluk seviyemizi artırmak için şimdiden kullanmaya başlayabileceğimiz yöntemler.

Hayatınızın gidişatı nasıl olursa olsun, her halükarda uygulayabileceğiniz bu 12 temel kuralı burada siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

  1. Gerçekten şükretmeyi öğrenin – Sahip olduklarınızın kıymetini bildiğiniz zaman, sahip olduklarınızın değeri yükselir ve size başka güzel şeyler getirmeye başlar. Temel olarak hayatınızda belirgin olarak var olan iyi şeyler için şükrettiğinizde, daha derin bir anlamda huzur ve mutluluk hissedersiniz – üstelik de dışarı çıkıp, para harcamak zorunda olmadan. Mantıklı, değil mi? Elimizdekilerin kıymetini bilmediğimizde mutlu olma (ve kalma) konusunda da sıkıntı yaşarız.
  2. İyimserlik duygunuzu geliştirin – Kazananlar kendi iyimsirliklerini kendi kendilerine üretme yetisine sahiptir. Ne durumda olursa olsun, başarılı bir dansçı her zaman yapabileceği iyimser bir hamle bulacaktır. Başarısızlığı sadece hayattan yeni bir ders almak ve yükselmek için bir fırsat olarak görecektir. İyimser bakış açısına sahip olan insanlar dünyayı sınırsız fırsatların olduğu bir yer olarak görmektedirler – özellikle zor zamanlarda.
  3. Bir şeyi çok fazla kafaya takmaktan ve sosyal kıyaslamalardan kaçının – Kendinizi bir başkasıyla kıyaslamak adeta zehirli olabilir. Eğer kendimizi kıyasladığımız bir kişiden sözgelimi ‘daha iyi’ olsaydık, bu bize sağlıksız bir üstünlük hissi verirdi. Egomuz tavan yapıp patlar, içimizdeki küstah ukala birden ortaya çıkıverir. Eğer kendimizi kıyasladığımız kişiden ‘daha kötü’ isek de, geçmişten bugüne kadar olan çabalarımızı ve katettiğimiz aşamayı bir çırpıda silmiş oluruz. Gerçek şudur ki, aslında bu tür bir sosyal mukayese sağlıklı bir noktadan kaynaklanmamaktadır. Eğer kendinizi mutlaka bir şeyle kıyaslamak zorunda olduğunuz bir duyguya kapılırsanız, kendinizi daha eski bir versiyonunuzla kıyaslayın.
  4. İyilik yapın – Nazik davranışlarda bulunmak veya biri(leri)ne iyilik yapmak beyninizde serotonin üretilmesini sağlar. (Serotonin özellikle ruh sağlığına oldukça yararlı bir maddedir). Bir kimseye karşılık beklemeden iyilik yapmak, kendimizi daha iyi hissetmenin en süper yollarından biridir. Ayrıca bu naziklik akımının başka bir güzelliği de sizin haricinizde, yaptığınız iyiliğe şahit olanlar da bu esnada daha fazla serotonin salgıladıkları için kendini daha iyi hissedecektir. Dipnot: Antidepresan ilaçların birçoğunun görevi vücudun daha fazla serotonin salgılamasına yardımcı olmaktır. Siz birine bir iyilik yaparak ilaç firması Pfizer’a muhtaç kalmadan kendi kendinize daha fazla serotonin üretebilirsiniz.

    serotonin
    Serotonin siniri
  5. Sosyal ilişkilerinizi güçlendirin – Dünyamızdaki en mutlu insanlar, derin, anlamlı ilişkilere sahip olanlar. Yalnız insanların ölüm oranının diğerlerine göre İKİ KAT fazla olduğunu biliyor muydunuz? Etrafınızda diyalog kurup, olumlu tecrübelerinizi paylaşabileceğiniz kimseler olduğunda tek başımıza olacağımızdan daha mutlu oluruz.
  6. Olaylarla başa çıkmak için yeni stratejiler geliştirin – Bazı ‘tatsız’ durumlarda verdiğiniz tepkiler karakterinizi şekillendiren en temel unsurdur. Talihsiz olaylar – kaçınılmaz olarak – meydana gelebilmektedir. Tam o an yaratıcı çözümler üretemeyebiliriz, fakat bu tür durumlar için önceden prova yaptığımız, daha sonra hazırcevap olarak kullanacağımız bazı stratejiler geliştirmekte fayda vardır.
  7. Affetmeyi öğrenin – İçinizde kin veya nefret duyguları beslemeniz sağlığınıza son derece zararlıdır. Bu durumlarda beyniniz geçmiş veşimdiki zaman arasındaki farkı ayırt edemez. Birinden ‘nefret’ ettiğinizde ve devamlı bunu düşündüğünüzde, bu olumsuz düşünceler bağışıklık sisteminizi alt üst etmektedir. Affetmek hem düşmanınıdan alacağınız en büyük intikam olduğu gibi, kendi sağlık ve mutluluğunuz için de en iyi seçenektir.
  8. Zamanın akışını durdurmuş gibi yaptığınıza odaklanın – Bu deneyimi uğraşınızla adeta bütünleşmiş gibi çalıştığınız zaman yaşarsınız. Eylemleriniz ve farkındalığınız birleşir. Açlık, uykusuzluk ve duygusallık hissetmessiniz. Sadece uğraştığınız konuya odaklanmış olursunuz. Hiçbir şey dikkatinizi dağıtamaz.
  9. Hayattan her yönüyle zevk alın – Hayattan tam anlamıyla zevk alamazsanız gerçek mutluluk da söz konusu olamaz. Çok yoğun çalışma temposu içinde yaşamın zevk alınabilecek deneyimlerini ve eğlenceli yönlerini tatmayı unutmak çok kolay. Bunu takdir etmeyi ihmal ettiğimizde, anın büyüsünden de birşeyler çalmış oluruz. Hayattaki en basit şeyler bile – her birini tatmamız gerektiğini unutmadığımız zaman – en büyük ödül olabilir.
  10. mutlu insanlarHedeflerinize bağlı kalın – Kendinizi birşey yapmaya tüm kalbinizle adamak sözlerle tarif edilemeyecek kadar büyük bir azim ile mümkün olabilir. Hedefe ulaşmak için büyük fedakarlıklar göstererek kendimizi adadığımızda, mucizeler olmaya başlar. Çünkü kendimizi tamamen bir işe adadığımızda, onu başarmaktan başka seçeneğimiz yoktur. Böyle hissettiğimizde bilinçaltında da mutlu oluruz çünkü kısmen de olsa (varoluş) amacımızın bilincindeyizdir.
  11. Manevi değerlere önem verin – Maneviyat veya din ile ilgili (kendi içimizde) bir faaliyete geçtiğimizde hayatın bizden çok daha büyük olduğunun farkına varır, evrendeki en önemli şeyin kendimiz olduğu gibi saçma bir düşünceden uzaklaşırız. Böylece tüm yaratım sürecenin kaynağına bağlanıp, varolan herşeyle aramızda bir bağ kurarak, hayatın gerçek anlamını ve varoluş amacımızı keşfedebiliriz. Tanıdığım en başarılı insanlardan bazıları bu şekilde hayattaki amaçlarını ve ne yapmaları gerektiğini bulup uygulmaya geçirmişlerdir.
  12. Vücudunuza iyi bakın – En mutlu insan olmaktan geçen yollardan birisi de vücudunuza iyi bakmaktır. Eğer sağlıklı bir şekilde fiziksel enerjiye sahip olmazsanız, zihinsel enerjiniz (bilinciniz ve dikkatiniz), duygusal enerjiniz (moraliniz) ve ruhsal enerjiniz (amacınız) tamamen negatif olarak etkilenecektir. Klinik olarak depresyonda olan kişiler üzerinde yapılan testler, düzenli egzersiz yaptıklarında onları Zoloft gibi bir antidepresan almış kadar mutlu ettiğini göstermiştir. Sadece bununla da kalmıyor… Altı ay sonra, egzersiz yapmaya devam edenlerin kendini daha başarılı ve daha değerli hissettiği için eski bunalımlı haline dönme olasılıklarının çok daha düşük olduğu da görülüyr.

Popularity: 1%

Bedelli Askerlik 2011

Bedelli askerlik 2011Bedelli askerlik ile ilgili uzun zamandır merakla beklenen ve sayısız tartışmaya yol açan detaylar bu hafta başında kesinleşti. Bedelli askerlik düzenlemesi 4. kez çıkıyor. Daha önce 1987, 1992 ve 1999’da da bedelli askerlik uygulaması yapılmıştı.

Yaş sınırı kaç olacak? Kimleri kapsıyor? Bedel gerçekten 30.000 TL mi? Bedelli Askerlik kredisi nasıl ve ne şartlarda alınabilir? Vicdani ret bu durumda ne olacak?

İşte bedelli askerlik ile ilgili tüm soruların cevapları…

Bedelli Askerlik yaş sınırı kaç olacak?

Kanun yürürlüğe girdiği tarihte 30 yaşından gün almış olanlar uygulamadan faydalanabilecek. Yaş sınırında ilgili kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih belirleyici olacak. Yani göre 31 Aralık 1982’den önce doğanlar bedelli askerlik uygulamasından yararlanabilecek. Mahkeme kararıyla yaşını yükseltmiş olan vatandaşlarımız ne yazık ki bedelli askerlik yapamayacak.

Bedelli AskerlikBedelli askerlik yapmak için ödemek gereken bedel gerçekten 30 000 TL mi?

Evet, bedelli askerlikten faydalanmak isteyenler 30 bin lira ödeyecekler.

30 bin lira bedel taksitlendirilebiliyor mu?

30 bin liranın yarısı peşin, yarısı 6 taksitle ödenebilecek. İkinci taksiti ödemeyen bedelli askerlik yapabilme hakkını kaybedecek.

Bedelli askerlikte kışlaya gitmek gerekiyor mu?

Bedelli askerlik yapacaklar 21 günlük temel eğitimden muaf olacaklar. Hiç kışlaya gitmeden askerlik görevini yerine getirmiş olacaklar. Bedelli Askerlik 2011 yazısına devam et

Popularity: 1%

Sosyal Ağların Kralı Facebook hakkında Türkçe bir Kitap

Facebook hakkında Türkçe kitap

Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook : Görülüyorum Öyleyse Varım

Yazarlar: Ali Toprak, Mutlu Binark, Ayşenur Yıldırım, Eser Aygül, Senem Börekçi, Tuğrul Çomu

Toplumsal paylaşım ağı facebook: “görülüyorum öyleyse varım!” adlı bu kitapta, Facebook kullanımına ve Facebook ortamına ilişkin iki farklı çerçeve çizdik. Facebook kullananların mahrem algısının değişmesi, kamusal alanda gözetim ve denetimi nasıl kavrayarak, uyum sağladıkları ile, Facebook vb. toplumsal paylaşım ağlarında gelişen iki yeni olgu: teşhircilik ve muhbircilik. Bu iki olgu, yeni medyanın günlük yaşam rutini içerisindeki önemli rolünün de yansılarıdır, denilebilir. Yeni medya döneminde dolaşıma sokulan popüler kültür anlatılarında bireye haz veren artık görüntünün egemenliğidir. Görsel olanın egemenliği, beri yandan da sürekli görmeyi ve görülmeyi de doğal ve meşru hale getirmekte, bu iki edimin de birey tarafından kanıksanmasını sağlamaktadır. Görmek isteyen birey mikro iktidar düzleminde toplumsal paylaşım ağlarında eski ve/veya yeni arkadaşlarını gözetlemekte, makro iktidar düzleminde ise bu bireyin sanal uzamda bıraktığı tüm elektronik ayak izleri başta ulus-devletin emniyet güçleri olmak üzere tüm kapitalist örgütlenmeler tarafından da takip edilmektedir. Toplumsal paylaşım ağlarında tıklanan reklamlar, ziyaret edilen arkadaş hesapları sürekli ve düzenli olarak reklamcılık ve pazarlama şirketleri tarafından ayrıntılı olarak kayıtlanmakta ve kişiselleş(tiril)miş reklam kampanyası veya ürün tanıtımı için bu veri bankası kullanılmaktadır. Sosyal Ağların Kralı Facebook hakkında Türkçe bir Kitap yazısına devam et

Popularity: 1%

Einstein’dan İyilik ve Tanrı üzerine bir kaç söz

Einstein'ın GençliğiAlbert Einstein’ın çocukluğunda daha henüz okul sıralarında oturan bir öğrenciyken, öğretmenine iyilik ve Tanrı hakkında söylediği hep bilimsel hem dinsel içerikli sözleri söylediği video.

Fizik kanunlarına göre soğuk aslında yoktur, sıcağın eksikliği yüzünden hissedilen rahatsızlık vardır. Karanlık da aslında ışığın yokluğudur. Bu yüzden fizik karanlığı değil, ışığı inceleyebilir. Kötülük ise sevginin eksikliğinden kaynaklanarak başlayan bir süreçtir…

[flashvideo filename=”/wp-content/flvids/Einstein-tanri.flv” /]

Filmi wmv formatında indirmek için aşağıdaki linke tıklayın…
İyilik ve Tanrı Üzerine (wmv) (76)

Popularity: 1%

Türkler matematikte çok başarısız

matematik13 OCak 2007 tarihinde basında çıkmış bir yazı gözüme çarptı. Türk insanımızın iletişim konusunda neden çok fazla sorun yaşadığının matematik yeteneği ile bir ilgisi olduğunu hep düşünmüşümdür. Yazıda çok doğru bir noktaya değinilmiş:

Türk öğrencilerin matematik performansının çok kötü olduğu ortaya çıktı.

Türk Eğitim Sendikası Genel Başkanı Şuayip Özcan, sendikanın Türkiye ile OECD ülkelerini karşılaştırdığı açıklamasında, Türkiye’nin matematik performansında sondan ikinci olduğunu söyledi.

Özcan, OECD’nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programına göre, OECD ülkelerinde 15 yaşındaki öğrencilerin matematik performansına göre en başarılı ülkelerin Finlandiya, Kore, Hollanda ve Japonya olduğuna dikkat çekti.

Bu ülkelerde temel seviyede matematik yeterliliğine sahip olmayanların oranının yüzde 10’dan az iken, Meksika, Türkiye, Yunanistan, İtalya ve Portekiz’de yüzde 25’in üzerinde olduğunu vurgulayan Özcan, şöyle dedi:

“OECD ülkelerinin skor ortalamasının 500 olduğu düşünüldüğünde; Kore’de öğrencilerin matematik performansı 542, Finlandiya’da 544, Hollanda’da ise 538’dir. Türkiye Meksika’dan sonra matematik performansında en başarısız ikinci ülke’dir. Türkiye’de öğrencilerin matematik performansı 423’tür.”

Türkler matematikte çok başarısız yazısına devam et

Popularity: 1%

Türkçe Üzerine Matematiksel bir Modelleme

Türkçe'nin bir eksiği yokTürkçe üzerine bir matematik modelleme ve bunun olası sosyal yansımaları üzerine bir zihin jimnastiği:

“Victor Hugo şiirlerini 40.000 kelime ile yazdı. Türkçe’yi en zengin kullananlardan Yaşar Kemal’in romanları 3.500 kelimeyi geçmez” görüşü çok yaygındır.

Bu görüş haklıdır zira Türkçe’nin Fransızca’ya oranla daha az sözcük içerdiği doğrudur. İngilizce’ye, Almanca’ya, İspanyolca’ya oranla da daha az sözcük içeriyor olması gerekir. Ne var ki bu Türkçe’nin daha yetersiz bir dil olduğu anlamına gelmez! Çünkü Türkçe az sözcük ile çok şey anlatabilen bir dildir! Daha fazla sözcük içerse bunun kimseye zararı dokunmaz ancak, gereği yoktur.

Başka bir dilden Türkçe’ye çeviri yapan herkes sözlüğü açtığında, aralarında minik anlam farkları olan bir çok sözcüğün Türkçe karşılığında çoğu zaman aynı kelimeyi okur. Bu, ilk bakışta bir eksiklik gibi görünebilir, oysa öyle değildir. Çünkü yukarıda adı geçen diller kelimelerin statik olan anlamlarını öğrenmeye, Türkçe ise bu anlamları bulup çıkarmaya, yani dinamik anlamlandırmaya dayalıdır. Türkçe’de anlamları sözlükteki tanımlar değil, kelimelerin cümle içindeki konumları belirler. Tam bu noktada, Türkçe’nin, referans olmak üzere sadece gerektiği kadarı sözlüklere alınmış, sonsuz sayıda kelime içerdiği bile öne sürülebilir.

Türkçe Üzerine Matematiksel bir Modelleme yazısına devam et

Popularity: 1%

Can Dündar’dan evlilik üzerine

Some great rewardEvlilik , inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için… 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum aynı zamanda da…

Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan geçiyor.

Evliliği toplumun dayattığı şekilde yaşamamaktan…

Nedir bu dayatmalar?

Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması , eğitim seviyesinin erkeğin lehine yada en azından eşit olması bunların sadece ikisi…
Olmaz,yürümez diyor toplum…
Erkek yaşça büyük olmalı ki, kadına ‘höt’ dediğinde oturmalı kadın…
Ya da yumuşatıyorlar;
Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum felan) küçük olmalıymış yaşı…
Eğitimde de böyle..
Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış layıkı ….

Can Dündar’dan evlilik üzerine yazısına devam et

Popularity: 2%

“Ne kadar kolay aldatılıyoruz” yarışmasının birincisi

H2OAmerika’da Greater Idaho Falls adlı bilim fuarında bir lise ögrencisi yöre insanlarını hazırladığı projeyi imzalamaya davet etti.

Delikanlı “dihidrojen monoksit” (dihydrogen monoxide) adlı maddenin kullanımının tümüyle yasaklanmasını, mümkün olmadığı takdirde çok sıkı kontrolünü istiyordu.

Maddenin zararlarını duvara astığı afişle sıralıyordu:

  1. Yoğun terlemelere ve kusmalara sebep olabilir,
  2. Doğaya büyük zararlar veren asit yağmurlarının ana unsurudur,
  3. Gaz haline geçmiş hali,çok ciddi yanıklara sebep olabilir,
  4. Kazara solunması, ciğerlere dolması ölüme yol açabilir,
  5. Erozyona yol açar,
  6. Otomobil frenlerini etkinligini azaltır,
  7. Ölümcül kanser hücrelerinin hepsinde bulunmuştur.

Bir saat içinde 50 bilim fuarı meraklısı insan , delikanlının kampanya açtığı standı ziyaret etti. Sonuç ; 43 kişi destekledi 6 kişi kararsız kaldı.

Sadece 1 kişi, yasaklanması istenen “dihidrojen monoksit” adlı maddenin su olduğunu söyledi.

Bu proje “ne kadar kolay aldatılıyoruz” yarışmasının birincisi seçildi.

Delikanlı “amacım kolayca saptırılmış, saçma bilimsel cümleciklerle insanların nasıl yanlış konuşlandırılabildiklerini göstermekti.” dedi.

Popularity: 1%