Etiket arşivi: Sinema

Aman Tanrım – Bruce Almighty

Aman Tanrım - Bruce Almighty

Filmden komik bir sahne içeren video klibini izleyene kadar Tom Shadyac’ın yönettiği, Jim Carrey’nin oynadığı Bruce Almighty (Türkçe adı: “Aman Tanrım!) filmi ilgimi çekmemişti.

[flashvideo filename=”/wp-content/flvids/BruceAlmightyTrailer.flv” /]
Aman Tanrım – Bruce Almighty yazısına devam et

Popularity: 2%

Vefat: Acı Kaybımız Britanny Murphy

Brittany_MurphyClueless, Girl, Interrupted, 8 Mile, Uptown Girls, Sin City, Happy Feet, ve Riding in Cars with Boys filmlerinden tanıdığımız güzel aktris Britanny Murphy 20 Aralık 2009 Pazar günü geçirdiği kalp krizi sonrasında hayatını kaybetti.

GOZmosis Britanny Murphy’nin ölüm haberine geniş yer vermiş.

Popularity: 1%

Elm Sokağında Kabus beyaz perdeye geri dönüyor

nightmare-on-elm-street-remake1980’lerin korku / gerilim filmi klasiği olan Wes Craven’ın Elm Sokağında Kabus (A nightmare on Elm Street) adlı filmi, senaryosu Wesley Strick ve Eric Heisserer tarafından Wes Craven’ın orijinal karakterlerine sadık kalarak yeniden yazılmış ve Samuel Bayer’in yönetmenliğinde yeniden çekilmiş olarak 2010 Nisan sonunda gösterime girecek. Bu yeni yapım Elm Sokağında Kabus ‘ta Fred Krueger’ı Human Target‘ta da gördüğümüz Jackie Earle Haley oynuyor.

Jackie Earle Haley
Jackie Earle Haley


Elm Sokağında Kabus beyaz perdeye geri dönüyor yazısına devam et

Popularity: 1%

Filmlerdeki Canavarlar Boy Sırasında

Filmlerdeki Canavarlar Boy Sırasında - Resmi tıklayınca resim ve içindeki canavarlar büyüyor
Filmlerdeki Canavarlar Boy Sırasında... Resmi tıklayınca resim ve içindeki canavarlar büyüyor

Korku sinemasının nadide yapıtlarında yer alan bilumum yaratık ve canavarların boylarını poslarını görüp kıyaslayalım diye bir cetvelde yanyana dizmişler… 😀

(Resmi tıklayın, daha da büyüsünler )

Popularity: 1%

Fransızca bilenler için: Et Après filminde oynayan Evangeline Lilly & Romain Duris Röportajı

Romain Duris & Evangeline Lilly

Lost’un koyu fanatiği olduğum bir sır değil. Ancak başrol oyuncularından Evangeline Lilly’in şakır şakır Fransızca konuştuğundan hiç haberim yoktu.

Dün akşam film arşivimi karıştırıp (tekrar) ne seyretsem diye düşünürken gözüme 2004 Fransız yapımı Arsène Lupin takıldı ve bir kez daha izledim. Arkasından başrol oyuncusu Romain Duris o zamandan beri başka neler yapmış diye web’de gezinirken bir de baktım ki Fransız yapımcı/yönetmen Gilles Bourdos tarafından “Et Après” (Türkçesi: Ve Sonra, İngilizcesi: Afterwards) adında yeni bir film çevrilmiş, üstelik de başrolde Evangelyn Lilly ve Romain Duris oynuyor.

Daha sonra Téléloisirs.fr’de de Evangelyn Lilly ile Romain Duris’in yer aldığı bir röportaj (röportaj değilse münazara, “interview” : yani karşılıklı görüşme) buldum ve bloglamaya karar verdim.

Yabancı diller içinde Amerikan İngilizcesinden sonra en sevdiğim dil Fransızca’dır ve Evangelin bu konuda süper…

Fransızca bilenler için işte “interview” videosu:

[flashvideo filename=”/wp-content/flvids/EVANGELINE-ROMAIN.flv” /]

Popularity: 1%

Can Dündar’dan Mustafa

Mustafa filminin afişi

Can Dündar’ın özellikle muhteşem fragmanıyla sansasyon yaratan belgesel filmi Mustafa 29 Ekim’de sinemalarda gösterime girdi.

Bense bu akşam izleme fırsatı bulabildim. Film, Mustafa Kemal Atatürk’ü ilk defa etten kemikten bizim gibi bir insan yönüyle işleyen bir yapıt, milli duygular anlamında da tam bir ilham kaynağı.

Sinema salonundan çıkarken kendini tutamayıp gözlerinden yaşlar gelen seyirciler de filmin başarısına başka bir örnek teşkil ediyordu.

Bununla beraber film, Mustafa Kemal’in özel hayatında, bir çoğumuz gibi (“bizden biri gibi”) gayrı-mükemmel bir insan olduğu hatta özel ilişkilerinde neredeyse tüm hayatı boyunca olduğu kadar özellikle savaş sonrası oldukça mutsuz ve yalnız olduğu üzerinde fazlasıyla dururken, onun dahi yanı, liderlik nitelikleri ve yönetsel becerileri üzerinde hemen hemen hiç durmamış, ya da çok az değinmiş. Laik görüşleri daha çok geçmişteki olumsuz kişisel tecrübelerden kaynaklanan obsesif bir din karşıtıymış gibi tasvir edilmiş.

Birer Türk olarak, onun, bugün benimsediğimiz ve yaşatmak için çabaladığımız görüşleri, hayran olduğumuz yanları, daha önce aldığımız yakın tarih bilgisine dayandığı için filmde bu yönlerine değinilmemiş olması birçoğumuz tarafından bir eksiklik olarak hissedilmese de, Atatürk hakkında hiçbirşey bilmeyen birinin – örneğin bu konuda hiç bilgi sahibi olmayan bir yabancının – Mustafa filmini izlediğinde onun ne kadar büyük bir dahi ve karizmatik bir lider olduğunu algılayabileceğine ihtimal vermiyorum.

Mustafa Filminin fragmanı

[flashvideo filename=/wp-content/flvids/Mustafa.flv /]

Film hakkında detaylar:

10 Kasım 2008, Atatürk’ün ölümünün 70. yıldönümü. Türkiye 70 yılda Ata’sı için dört başı mamur bir film yapamadı. Yapılan belgeseller, Türkiye ölçeğiyle sınırlı, belli bir dönemle kısıtlı ve resmi bir dilde tutsak kaldı. Selânik’ten Dolmabahçe’ye kadar hayatını başından sonuna mercek altına alan, onu şablonlardan uzak olarak askeri, siyasi, insani boyutlarıyla anlatan bir filmin eksikliği hep hissedildi. Mustafa, işte bu ihtiyaca cevaben hazırlandı.

Can Dündar’dan Mustafa yazısına devam et

Popularity: 1%

Amerikan filmlerini Türkler çekseydi

Aşağıdaki resimler bana e-posta zinciri yoluyla bir arkadaşım tarafından gönderilmişti, ben de blog’umda yayımlamakta bir sakınca görmemiştim. Ancak böbiler.org adlı siteden olduğunu düşündüğüm bir vatandaş ısrarla “bari nereden alıntı yaptığını da yazsaydın” demiş ve “isimlerini silmediğim için” teşekkür etmiş. Resimlerin üzerinde böbiler.org adlı bir filigran olduğu için bu şekilde bir referans verme gereği duydum. Konuya gelecek olursak:

Son derece alışık olduğumuz bir üslupla ABD yapımı Hollywood filmleri, eskiden daha çok Yeşilçam edasıyla bellediğimiz, bugün ise yine kendine özgü mizah anlayışı ile tipik birer Türk filmi (veya dizisi!) olarak çekilseydi, bakın afişler nasıl olurdu…

Müteahhit
Çürük bina yoktur, malzemeden çalan vardır: Müteahhit sinemalarda

Son Gothamlı Yandım Batman
Son Gothamlı Yandım Batman

Geçen yaz ne yaptığını biliyorum
Geçen yazı bırak, ben bu sabah ne yediğimi biliyor muyum?

Ayakta 300
Ayakta 300

Amerikan filmlerini Türkler çekseydi yazısına devam et

Popularity: 2%

Senaryo atölyelerinden kurslar

500 milyon dolarlık dizi sektörünün senarist ihtiyacını karşılamak için birbiri ardına okullar açılıyor. En yoğun ilgi mühendisler ve turizmcilerden gelirken, başvuranların yüzde 60’ı kadın.

SinematografiSayıları giderek artan ve büyük bir izleyici kitlesine ulaşan diziler, yeni iş kapıları açıyor. 500 milyon dolarlık dizi sektöründe artan senarist ihtiyacını karşılamak için birbiri ardına senaryo okulları açılmaya başlandı. Okulların en sıkı müdavimleri ise mühendisler, ev kadınları, turizmciler ve işletmeciler.

Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyükşehirlerde açılan senaryo okullarının sayısı o kadar çok ki sayısını Senaryo Yazarları Derneği (SEN-DER) bile tahmin etmekte zorlanıyor.

“Patlayan dizi furyası yeni senaristlere olan ihtiyacı artırdı” diyen SEN-DER Başkanı Ahmet Haluk Ünal, “Eğitimlerin verildiği senaryo atölyelerinin sayısı her gün pıtrak gibi çoğalıyor. İki yıl önce bu yönde eğitim verenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi, ancak artık sayı kontrol edilemiyor” diyor.

Sinematek Derneği Başkanı ve Yönetmen Yücel Ünlü, dizi ve sinema sayısındaki artışın bugüne kadar sinemayla ilgilenememiş ve teknik alanlarda eğitim görmüş bir kesimi harekete geçirdiğini söylüyor. Senaryo eğitimi için başvuranların yüzde 60’ının kadın yüzde 40’ının ise erkeklerden oluştuğunu söylüyor.

Senaryo atölyelerinden kurslar yazısına devam et

Popularity: 4%

Kısa Film üzerine…

Kısa film - Aytekin CanKısa Film
Aytekin Can / TABLET KİTABEVİ

Filmler, yönetmenin bilinçli olarak yükseldiği anlamdan daha fazlasını barındırır, der üstad Tarkovski. İşte kısa film de kısaca anlatılmak istenen anlamlardan fazlasını görmek isteyenlerin, hayata aynı yerden, ya da vizörden bakanların buluşma noktasıdır. Kısa film üzerinde çok konuşulan bir konudur. İlk kamera icat edildiğinde çekilen filmler birkaç dakikalık kısa filmlerdir. Kısa film, sinema deyince akla gelen uzun metrajlı filmin başlangıcıdır. Ancak daha sonra gelişen sinema endüstrisi kısa filmi sektör dışına itmiştir. Kısa filmi yaşatmak ise bir avuç gönüllü sinemasevere ve sinema öğrencilerine kalmıştır. Bu kitap kısa filmi her yönüyle inceleyen bir çalışma.

Liste Fiyatı: 9,00YTL.
Kitapyurdu Fiyatı: 7,88YTL.

Tedarik süresi yaklaşık 1 gün
Kazanacağınız puan: 16
Yayın Yılı: 2005
130 sayfa
İthal Kağıt
13,5×21 cm
Karton Kapak
ISBN:9756346213
Dili: TÜRKÇE

Popularity: 1%

Alinur Velidedeoğlu Billy Hayes’e Midnight Express ile ilgili gerçekleri itiraf ettirdi

Midnight Express hakkındaki gerçekler itiraf ediliyor

Alinur Velidedeoglu-Billy Hayes röportajı - Midnight express1999’da Fransa’daki meşhur film festivali olan Cannes’da (kan diye telaffuz edilir) sonradan Oscar alan “Life is Beautiful” adlı müthiş film gösteriliyor.

Davetliler arasında reklamcı Alinur Velidedeoğlu da var. Pırıl pırıl, şahane bir hava. Güneş, çapkın çapkın göz kırpıyor. Davetliler, Carlton Oteli’nin plajındalar. Pek çok milletten insan bir arada.

Alinur’un karşısında kırık ama sevimli bir Türkçe ile konuşan bir Amerikalı var. Alinur da o gün son derece neşeli, fırsatı kaçırmıyor, espriyi patlatıyor:

-“Sevgiliniz güzel miydi?”

-“Hayır” diyor Amerikalı en ciddi haliyle, “İsterdim ama Türk sevgilim hiç olmadı…”

-“Nasıl oluyor da kendinizi Türkçe bu kadar iyi ifade ediyorsunuz o zaman? Nerede öğrendiniz dilimizi…”

-“Hapishanede” diyor adam. “Ülkenizin hapishanelerinde beş sene yattım…”

Bir süre devam eden sessizliğin ardından Alinur Velidedeoğlu soruyor:

-“Hapse neden düştünüz?”

-“Esrar kaçırıyordum, yakalandım…”

-“Allah Allah yaşadıklarınız Midnight Express‘in hikayesine benziyor…”

Amerikalı da, -“Benzemiyor, ta kendisi!” diyor. “Dünya küçüktür” dedikleri şey, bu olsa gerek.

Alinur Velidedeoğlu Billy Hayes’e Midnight Express ile ilgili gerçekleri itiraf ettirdi yazısına devam et

Popularity: 1%