Serim ve Olay Örgüsü

I. Serim Nedir?
Serim; öykü, olaylar, karakterler vs. hakkinda bilgi verme işlemidir. Serim, bilgi verici işlevi nedeniyle vazgeçilmez olduğu kadar, bu bilginin nasıl ve ne kadarının verileceği konusunda bir karar vermeyi de içerdiğinden aynı zamanda bir öyküleme tekniğidir.


Film Dilinin Grameri
Film Dilinin Grameri – I
Daniel Arijon / ES YAYINLARI
Liste Fiyatı: 15,50YTL. Kitapyurdu Fiyatı: 10,08 TL



II. Öykü Ekonomisi Olarak Serim
Bir film, öyküde yer alan her ayrintiya ve bilgiye yer vermez, her olayi birebir göstermez. Yine de, filmi anlayabilmek için, öyküleme sürecinde disarida birakilan ya da geri plana itilen bu olaylar hakkinda bir seyler ögrenmemiz gerekir.
Filmler genellikle olaylarin ortasinda baslar, bu nedenle öyküdeki olaylar filmin baslangicindan çok önce baslamistir. Ancak öyküden bir sey anlamamiz için geçmisteki olaylari kismen de olsa bilmemiz gerekir. Yoksa bunlar, sahne disinda olusan ve bulup ortaya çikartmamiz gereken muallaktaki olaylar olarak kalirlar. Dahasi, yetersiz bilgi nedeniyle film bulanik ve anlasilmaz hale gelebilir. Bu da olabilecek en kötü seylerden biridir.
Iste bu tür gösterilmeyen ve geçmiste kalan olaylarla ilgili bilgilerin verilmesinde serim teknigi devreye girer. Serim, bu isleviyle öyküyü anlamamiza ve degerlendirmemize yardimci olur. Bu bilgileri ögrenmezsek, çatismalardan ve karakterlerin tepkilerinden bir sey anlamayiz. Geçmise ait bu olaylara “ard öykü” (back story) denir.
Bir filmdeki sahne disi olaylari da bilmemiz gerekir. Örnegin kötü seylerin oldugunu anlariz, ama bunlar bize gösterilmemistir. Ancak serim geregi, olan bitenleri bir baskasi anlatir bize sözgelimi.

III. Serimin Etkili Biçimde Yapılması
Serimi etkili bir biçimde yapmak büyük bir sorundur. Abartiya kaçmadan, öykünün devamliligini bozmadan veya filmin inanirligini ve seyircinin ilgisini zedelemeden bunlari yapmak zordur. Yazarin sorunu, bilmemiz gerekeni, gerçek disiliga kaymadan, göze batmadan ve isin kolayina kaçmadan vermesidir.
Göze batan serime örnek olarak, 19. Yüzyil sonlarinin ‘kusursuz oyunlari’ gösterilebilir. Bu oyunlar, bir Ingiliz konaginda, olagan aile yemegi için sofrayi hazirlayan hizmetçi kiz ve usak ile baslar.Sofrayi kurarken dedikodu yaparak, karakterler ve o ana kadar olanlar (ard öykü) hakkinda bilmemiz gereken seyleri birbirlerine (yani bize!) anlatirlar.

-Harry efendinin Hindistan’da 10 yil kaybolduktan sonra geri dönmüs olmasi ne heyecan verici, degil mi?
-Evet, ama bu üvey kardesi Lord Paddington için öyle gözükmüyor, çünkü Harry’nin babasi öldügünde bütün mirasi o almisti.
-Ya Lady Marion?
-Harry’nin nisanlisiydi, ama kayboldugunu düsünerek Sir Perceval ile sözlendi.
-Evet, ve…
Ve böylece sofra hazirlanana dek açiklama üzerine açiklama yapilarak hersey anlatilir. Sonra onlar çikar ve aile girer. Haklarinda pek çok sey ögrendigimiz karakterleri görürüz.

IV. Serimleme Yöntemleri
Serim, bilgi vermek anlamina geldiginden, genellikle diyalog seklinde yapilir. Neler oldugunu anlayabilmek için ardöyküyü bilmemiz gerektiginden, filmin hemen baslangicinda bu bilgilerin diyaloglarla yogun bir sekilde sunuldugunu görürüz. Ne var ki, bu çok yavan da olabilir. Öyleyse, etkili bir serim nasil olabilir?
Diyalog çok kullanildigindan baska yollar denenebilir. Örnegin zaman içinde geriye dönüs, bir anlatici ya da “Berlin, 1946″ gibi altyazilar kullanilabilir. Yine de diyalog kullanilabilir, ancak yazar bunu olabildigince dogal ve kamufle edilmis sekilde vermeye çalismalidir. Bunun bir yolu, serimi duygusal bir anin içine yerlestirmektir. Böyle bir durumda izleyici konuyla o kadar ilgilenir ki, açiklama yapildigini bile fark etmez. Örnegin bir çift kavga ederken, biz kendimizi kavgaya kaptirir, fakat kavga sirasinda söylenen sözlerden gerekli bilgileri fark etmeden almis oluruz. Eger bir seylerin diyalogla anlatilmasi gerekiyorsa, bunun degisik bir yolla (karakterlerarasi iliski kurmak gibi), ilgi çekilerek yapilmasi gerekir.
Serimi dogal göstermenin diger bazi yöntemleri de vardir: Örnegin karakterin bir sey ögrenmesi gerektigi durumlarda serim çok dogal görünür. Karakterin kendi için ortaya çikarmis oldugu seyi, dolayli olarak izleyici de ögrenmis olur.
Serim, genellikle ardöyküyü vermek amaciyla filmin basinda yapilir. Ancak bunun asiri oranda ve bir seferde yapilmamasi yerinde olur. Öykü boyunca parça parça verilmesi daha etkilidir. Bu merakin ayakta tutulmasini saglamak açisindan da mantiklidir.
Serimi yaparken sabirli olun. Bir bilgiyi (hele hele önemli bir bilgiyi) verirken, onu dolayli yollardan vermeye çalissak bile, bir noktadan digerine çok düz bir .çizgi çekmis olabiliriz yine de. Her zaman için izleyicinin olayin tadini çikarmasini saglayin. Karar vermelisiniz: Seyircinin bu bilgiyi bir sise Coca-cola’nin bir dikiste bitirilmesi gibi almasi mi o anda daha uygundur; yoksa sözgelimi, agizin tüm köselerinde dolastirilip tadi agir agir belirginlesen bir yudum sarap gibi mi?

V. Serimin Zamanlamasi
Serim için en dogru ani seçmek gerekir. Çogunlukla bu en dramatik, en canalici an olmalidir. Örnegin bir erkegin iktidarsiz oldugunu bir kadinla iliskiye girmeden önce bilmemiz mi daha etkileyici olur, yoksa iliski sirasinda ögrenmemiz mi? Senarist bunu sahne iç yapisini ve öykü bütününü düsünerek kararlastirmak zorundadir.
Serim için en dogru an, izleyicinin o bilgiyi ögrenmeyi en çok arzuladigi andir. Olayi merak ettigimiz anda bize onun hakkinda açiklama yapilmasi yapay görünmez. Çünkü bilme arzumuz tatmin edilmistir.
Serim ustaca yapildiginda ardöykünün veya ekrandisi bir olayin verilmesi göze batmaz. Her zaman göze batmadan serimleme yapmayi hedefleyin (Göze batici serimi, baska bir islevi yerine getirmek için kullandiginiz, dikkati baska yöne çekmek ya da benzer bir hazirlik yapmak istediginiz durumlar hariç.)

VI. Serimin Azı da Fazlası da Zarardır
Eylemler basladiginda, seyirciler, bunlarin nedenlerini merak ederler. Dolayisiyla serimin bir görevi de karakterlerin motifleri hakkinda bilgiler ve ipuçlari sunmaktir.
Her film belli bir noktada baslar. Bundan önceleri olaylarin aktarilmasi gerekir. Seyirci; mekan, zaman, karakter adlari, çekismeler ve iliskiler hakkinda, bunlarin niteligi hakkinda bilgi ister. Bunlari anlatmak için, üst ses, yazi, görsel dramatizasyon, saç ve kiyafet, mekanlar, tabelalar, radyodan duyulan bir ses, diyaloglar vs. kullanilabilir.

VII. Özet / SentezSerim, seyircinin merak edecegi bilgilerin aktarimidir. Görsel olarak ya da sesle verilirken göze batmayacak sekilde yapilmalidir. Karakterlerarasi iliskiler ve geçmisteki olaylar, öykü açisindan önem tasiyorsa mutlaka anlatilmalidir. Izleyicinin girmis oldugu dünyanin atmosferi de mutlaka anlatilmalidir. Bütün bu bilgilendirmeler, ders gibi olmamalidir. En iyi aktarma yolu, gerginlik ve münakasa aninda yapilan aktarmadir. Seyirci kendini olaylara ne kadar çok kaptirirsa, serimin basarili olma ve farkedilmeden yapilmis olma olasiligi da o kadar yüksektir..
Kliselerden kaçinmak gerekir.
Karakterlerin adlari çok gecikmeden hemen belirtilmelidir.
Ana karakterin yanina konan bir yardimci karakter iyi bir çözümdür. Çünkü karakterin kendi kendine konusmasi genellikle kötü sonuç verir. Karakterin kameraya bakarak konusmasi da öyle. Seyircinin, bir karakter adina/hakkinda konusan baska kisilerin söylediklerine kulak misafiri olmasi da klisedir. Dogalligi bozacak seylerden kaçinin.
Kisilerin yasamina iliskin gereksiz serimlemelere yer vermekten kaçinmali. Bütünü bozmayacak sekilde yerlestirmek, bilme gereksinimine göre anlatmayi gerektirir.
Izleyicinin aktif (bosluklari gidermeye yönelik dur durak bilmeyen) ve aktüel (o ana ve duruma özgü) bilgi gereksinimi, izleyicinin olanlari anlamasi için gereksinim duydugu ve merak ettigi bilgilerden olusur. Seyircinin güdüp yönetilmesi için bu bilgi gereksinimini sonuna kadar kullanmak gerekir. Ne de olsa merak kediyi öldürür. Bu nedenle çok fazla bilgi vermekten kaçinin.
Serim için sikça mektuplar kullanilir (Hamam filmini animsayin). Telefon ise statiklik yaratabilir.
Bir de ileriye dönük serimleme vardir: Bize gelecekte olanlari bildirir.
Seyircinin karakterden daha çok sey bilmesi iyi bir yöntem (ve Türk sinemasi tarafindan yillarca basariyla kullanilmistir, özellikle de melodramlarda. Örnegin kadinin hasta oldugunu ve ölecegini biliriz, ama sevgilisine bunu söyleyemez. Kendini fahise gibi tanitmaya baslar, yeter ki sevgilisi ondan sogusun. Bu kez sevgili gerçegi ögrenmeye çalisir. Biz de ögrenip ögrenemeyecegini, ögrenince ne yapacagini, tekrar bulustuklarinda neler olacagini merak ederiz. Aslinda herseyi bilir, zavallilarin kivranisini keder içinde izleriz. Bu fazladan bilgiler, izleyicide acima duygusu yaratarak karakterlerle özdeslesmesini güçlendirir).
Senaryo yazarken, kendinizi ana karakterle bir tutmamaya özen gösterin. Kendi evreninizin tanrisi oldugunu unutmayin. Yazdiklarinizi hep kendinize atfetmek dogru degildir.

VIII. Olay Örgüsü
Serimin nasil ve ne kadar yapilacagina karar verebilmek için, olay örgüsünün az çok belirginlesmis olmasi gerekir.
Olay örgüsü kavrami iki anlamda kullanilir: 1. Sahnelerin birbirini izleme sirasi; çünkü olay örgüsü kurma, sahnelerin sirasi ve sahnelere bölmeyle de iliskilidir. 2. Olaylar arasindaki nedensellik baglari, yani olaylarin içsel baglantilari.
Senarist olay örgüsünü kafasinda kurar. Sonra da izleyicinin bu örgüyü nasil kavrayacagini tasarlar. Dolayisiyla önce olaylar arasindaki baglantilari tam olarak saptar. Daha sonra bunlari sahne sahne nasil ortaya dökecegini belirler. Iste sahne sirasini tasarlarken, yani plotlari (olaylari) yapi içerisine yerlestirirken, serim meselesine de girmis olur bir yandan. Hangi plot nereye yerlestirilmeli? Bu yerlestirme, izleyicinin bilgi ve merak durumunu nasil etkiler? vs.
Senaryo yazari genellikle önce çatismayi, sonra da doruk noktayi yazar. Sonra da doruk noktadan geriye dogru olay örgüsünü tamamlar. Öykünün basini ve sonunu yazdiktan sonra ortayi yazmak daha kolaydir. Senaristin olay örgüsünü kurduktan sonra yapacagi sey, bunalimlari ortaya koymak ve bunlari çözmektir.
Öykü/öyküleme farkini incelerken, öykünün, yani olaylarin birbirini gerçekteki izleme sirasinin kronolojik oldugunu ögrenmistik: A OlayiàB OlayiàC OlayiàD Olayi…. Olay örgüsü kavraminin birinci anlami bu kronolojikligi çagristirir, çünkü sahnelerin birbirini izleme sirasi anlaminda kullanilir: A Sahnesià B Sahnesià C Sahnesi… Oysa Olay örgüsü ayni zamanda bir nedensellikler agidir diye de demistik. Öyleyse olay sirasiyla sahne sirasi arasindaki fark nedir? Dikkat edin lütfen: Sahne sirasi, olay sirasi ile bir ve ayni sey degildir. Birbirini kronolojik olarak izleyen sahneler, olaylarin kronolojik sirasini aynen izlemeyebilir. Tersine, tercih edilen sahne siralamasi, tam da olay sirasini bozmayi hedefleyebilir. Burada önemli olan su: Nedensellik, kronolojiden önce gelir. Yani olaylarin gerçekte birbirlerini izleme sirasindan çok, aralarindaki nedensellik iliskisi önemlidir. Bize zaman sirasiyla oynama sansini veren sey, tam da Ave B arasindaki nedensellik iliskisinin degismezligidir. O yüzden önce A’yi sonra B’yi, ya da önce B’yi sonra da A’yi vermemiz mümkün olur. Sira degisse de, sonunda varilan nokta, kafada bütünlenen tablo ayni tablo olacaktir.

Örnek:
Ali, Mehmet’i kiskanir. Kiskandigi için de öldürür
Ali, Mehmet’i öldürür. Çünkü onu kiskaniyordu.
Örnekte olaya iliskin bilgilerin sirasi yer degistirmistir. Ama iki defasinda da nedensellik iliskisi degismemistir. Yani yukaridaki deyisi tekrarlarsak: nedensellik, kronolojiden önce gelmistir. Bu yüzden de olaylarin verilis sirasi olaylardan çikan anlami degistirmemistir. Kronoloji, nedensellik iliskisi nedeniyle ikinci planda kalinca, bas sona, son basa gelebilir.

Kafanizda hala canlanmadiysa Pulp Fiction ya da Yagmurdan Önce filmlerini hatirlayin. Bu filmlerde olaylarin sirasi oldukça karisik biçimde verilir. Ama filmlerin sonunda, gerçek zaman siralarini iyi kavrayamadigimiz olaylar arasindaki nedenselik zinciri tamamlanir. Nedenselligin varligi, zaman sirasinin bozulabilmesini, taninamaz hale getirilmesine izin vermistir. Sira karissa da, nihayi anlama yine de ulasmisizdir.

Iste Öykülemeyi olanakli kilan da, olaylar arasindaki nedensellik iliskisidir. Nedensellik iliskisini saglam biçimde kurdugunuzda, olay sirasini bozan etkili bir sahne siralamasi üzerine kafa yorabilirsiniz artik. Serim ve Öyküleme Teknikleri ile ilgili yeteneklerinizi konusturabilirsiniz. Sonuç tablosu nedenselligin varligi nedeniyle degismeyecegine göre, bu tablonun izleyicinin kafasinda en etkileyici ve çarpici yoldan nasil olusabileceginin hesaplarini yapabilirsiniz. Olaylari istediginiz kadar karmasik sunun, aralarindaki nedensellik bagi nihayet belirginlestiginde, izleyici için karmasa asilmis olacaktir. Fakat çok da abartmayin. Olaylari, takip etmeyi imkansiz kilacak kadar da karmasiklastirmayin. Her seyin yerli yerine oturtuldugu iki dakikalik çarpici bir son (tablonun belirginlesmesi-nedensellik aginin kavranmasi), anlam verilmeden izlenen 90 dakikalik bölümü izleyicinin gözünde affettirmeyebilir.
Yapiyi bir anlamda olay örgüsüyle özdes görebiliriz. Sahneler ve giderek tüm yapi, nedensellik bagiyla birbiriyle baglantilidir. Bu baglantilar olmazsa, sahneler birer tabloya dönüsür: Kendi içinde essiz güzel, ama kapali ve manasiz.
Görüldügü gibi, bir kronoloji olusturmalarina ragmen sahnelerin siralanmasi çok önemlidir. Sahnelerin sirasini degistirmekle olay örgüsü, dolayisiyla da filmin ilerleme biçimi bambaska olabilir.

IX. Öykü ve Öyküleme
Tam da bu noktada, öykü ve öyküleme arasindaki farktan söz etmek gerekir. Buradaki öykü kavrami, bildigimiz anlamdaki öykü kavramindan farkli bir seyi anlatir; olaylarin zamansal açidan gerçek biçimdeki siralamasi anlamina gelir. Oysa öyküleme, gerçek siranin bozularak, dramatik bir amaç dogrultusunda yeniden olusturulmasidir.

Öykü A B C D E F G

Öyküleme B D C E F A G

Siranin bozulmasi, sözgelimi izleyicinin bilgi düzeyini etkileyerek, olayi tümüyle anlamasi için gerekli olan bilgileri bastan vermeyip, daha sonraya birakir. Burada verilebilecek en klasiklesmis örnek, katilin kimliginin basta açiklanmayip, sona saklanmasidir. Fakat bu kural degildir. Bazen de katilin kimligini bastan açiklar ve sözgelimi onu iyi birisi zanneden yasli bir çifte tanri misafiri olarak göndeririz. Ilkinde temel merak unsurunu katilin kimligi olustururken, ikincisinde merak ve heyecan artik baska nedenlere -yasli çift durumu fark edebilecek mi; öldürülmekten kurtulabilecek mi? sorularina- dayanir. Öyküleme, her öykünün, eger akillica yeniden kurulursa, merak, heyecan ve gerilim tasiyabilecegini gösterir. Hitchcock bir keresinde Titanic filmini yeniden çekmek istedigini söylemistir. Ona itiraz edenler ise, “Ama herkes geminin battigini önceden bilecek” demisler. O ise söyle yanit vermis: “Evet, ama onu ne zaman batiracagini önceden bilmeyecekler.”

7 yorum

  1. melisa diyor ki:

    ya kardesim hani bunun olay zinciri

  2. burcu diyor ki:

    olay örgüsü ve olay arasındaki farkı istiyorum ben yaa…

  3. muharrem diyor ki:

    aynen olay örgüsü ve olay arasındaki farkı ıstıyorm

  4. mehmetefe diyor ki:

    arkadaşlr aranızdaa sabahatin alinin kitabını okuyan varsaa lütfen bna olay örgüsünün ne oldugunu yazsınn o kitabınn

  5. mehmetefe diyor ki:

    kuyucaklı yusuff un kitabı

  6. MeHMeT diyor ki:

    Yaw. Abicim bana olay örgüsünün nasıl bulunduğunun maddeler halinde yazılmış olması lazım…Yarın sınavım var…Teşekürler…(9.Sınıfım)

    1. GO diyor ki:

      hem bedava olsun, hem maddeler halinde olsun, hem de sınav geçme garantisi versin.

Bir Cevap Yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Bu HTML etiket ve tanımlayıcılarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>