Ekonomi & Finans

Bulunduğumuz yüzyıl itibariyle küreselleşme sürecinin etkisi altında ekonomi ve finans dünyası

Genel Kültür

Kapsamı daha geniş ilgi alanlarına hitap eden, çeşitli konularda yararlı bilgiler.

Püf noktaları

Yaşadığımız bilgi ve teknoloji çağında birçok durumda çok işimize yarayacak, hatta hayatımızı kurtarabilecek faydalı bilgiler ve ipuçları

Sağlık

Seçkin doktor ve diyet uzmanlarının tavsiye ettiği bitkisel tedavi yöntemleri ve sağlıklı yaşam için ipuçları

Türkiye

Türkiye’de gelişen veya Türkiye’yi ilgilendiren olaylar, durum değerlendirmeleri, gelişmeler veya kültürel etkinlikler

Ana Sayfa » Genel Kültür, Türkiye

Türkiye’deki Organik Tarım Hakkında Yanlış Bilinenler

GO - 21 Ocak 20103 Yorum

organik tarımBirçok şeyi yanlış biliyoruz, araştırmadan kabulleniyoruz. Bunlardan bir tanesi de organik gıda gerçeği. Ben organik tarım denilince bundan 100 yıl önce çiftçiler nasıl üretim yapıyorsa şu anda aynı şekilde üretim yapılması ve hiçbir hormon kullanılmaması olduğunu zannediyordum. Fakat gördüm ki, organik tarım, tohumları ile oynanarak tohumuna hibrit verilerek güçlendirilmiş ve daha sonra hiçbir hormona ihtiyacı olmayan organik gıda ürünlerinin üretimi demekmiş. Bu da aslında hormonludan daha zararlı bir olay.

Bu konuda Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu şöyle diyor:

Türkiye’deki Organik Tarım Gerçekleri

Türkiye’de organik tarımdan bahsediliyor. Yok mu? Evet, var; ama kullanılan tohumlar doğal tohumlar değil, hibrit (melez) tohumlar. Domatese bakıyorsunuz; hakikaten prostat şikayetlerine karşı mükemmel bir çözümdür ya da kalp büyümesine karşı. Aynı zamanda kalbin dıştan yağ bağlamasında hem önleyicidir hem de bu yağı dıştan eritici özelliğe sahiptir vs. Ancak bu doğal tohumdan ise! Ama organik tarım diye konuşulan şey melez tohumlardır. Yani bunların tarımını yaptığınız zaman hiç bir şekilde bu saymış olduğum sağlık konusundaki özelliklere karşı bir güç değildir.

Örneğin organik tarımla kazanılmış dometesin içindeki likopen yok, antioksidanları bulamıyorsunuz, insan sağlığı için birinci derecede önemli olan bağışıklık sistemini güçlendirici maddeler yok. Çünkü onu doğal ortamında yetiştirmiyorsunuz, zorlandırılmış şartlar altında yetiştiriyorsunuz. Yani 100 dönümde elde edeceğiniz ürünü 3 dönüme indiriyorsunuz ve kapalı alanda yetiştiriyorsunuz. Yani organik tarımdan elde edilen sebzenin hiç bir şekilde doğal tohumdan elde edilenle eş değil ve onun yerini hiç bir zaman dolduramayacak. Belki organik tarımla uğraşanlar kızacaktır ama benim karşı çıkmamın nedeni şu; bizim doğal tohumlarımız kayboldu ve bunların insan sağlığı üzerinde de bir özelliği, önleyici ve tedavi edici durumu yok.”

Bu arada tohum üretimi Amerikada ve İsrailde yapılmakta.

Bir yanlış bildiğimiz olayda geri dönüşüm. Geri dönüşüm için kullanılan asitler, yardımcı malzemeler okadar güçlü ki çevreye ağaç keserek vereceğimiz zarardan çok daha fazlasını veriyor. Tüketilen suda cabası. 1920 li yıllar göz önüne alındığında şuan 1920 lerden çok daha fazla ağaca sahibiz.Bu kadar tüketim yapmamıza rağmen….

Televizyon’da Seda Sayan’ın bir programında İbrahim Saraçoğlu’nun bu konun da geçtiği bir açıklaması var.

Popularity: 1% [?]

Bu yazıyı kaydedin veya paylaşın:
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Print
  • email
  • Netvibes
  • Twitter
  • PDF
  • RSS
Bu yazıyı e-posta ile gönder Bu yazıyı e-posta ile gönder

3 Yorum »

  • şener şöyle dedi:

    organik tarım hakkında birşey bilmediğimiz gibi organizması değiştirilmiş gıdalar konusunda da duyarsızız. Sayın İbrahim Saraçoğlu çok güzel bir şekilde anlatmış. Diğer programları da yayınlamanız dileğiyle…

  • Ahmet şöyle dedi:

    Organik tarımda da 2 cerçeveden bakılır tıpkı GDO da oldugu gibi.Tarımda ilaç kullanılmasının zararları domateste likopen olmamasından cok daha fazladır sayın hocam.
    Bilindigi gibi akut ve kronik olmak uzere iki çeşit zehirlenme vardır.İlaçlı besinleri tukettigimizde akut zehirlenmeler gormedigimiz için topluma zararsız gibi geliyor.Halbuki gelecek generasyonlarda kronik olarak ne hastalıklara sebep oldugunu bilemeyiz.
    Organik tarımda bazı kimyasallar kullanılır fakat bitkinin hastalıga karşı dayanıksız olan genleri değiştirilmiş oldugu için agır kimyasallar kullanılmaz.100 yıl onceki gibi tarım yapmayı denersek,yaptıgımız alandan alacagımız ürün inanın %10-20 dir.Örneğin(patates,patlıcan,portakal,kiraz üretiminde)
    İlaç kullanarak genetigi değiştirilmemiş tohumlarla üretim (yani zehirlenme) yada domatesin likopeni veya prostata iyi gelen özelliklerinin olmamasına ragmen organik üretim(yani zehirlenmeden beslenmek) siz seçin.

  • Ahmet şöyle dedi:

    ayrıca likopen plastit değilmidir nasıl olmazmış organik uretimde..insanlar para kazanmasın demi ibrahim bey sadece siz kazanın bu saçmalıkları bilgisi olmayan insanlara yedirin siz. Çok degerli bi profesör hocama anlattım bu yazıyı dalga konusu oldunuz herkes işini yapsın dedi iletiyorum burdan.

Şimdi söz sizde!

Aşağıda yorumunuzu yazıp yazının altına eklenmesi için gönderebilir, ya da, varsa, kendi sitenizden geri izleme (trackback) yapabilirsiniz. Ayrıca isterseniz RSS akışındaki yorumlara abone olabilirsiniz.

Yazı yazarken kibar ve medeni olun. Konu ile alakasız şeyler yazmayın. Ve lütfen burayı reklam amaçlı kullanmayın.

Lütfen aşağıdaki Türkçe yazım kurallarına uymaya özen gösterin.

  • Dahi anlamındaki "de" ayrı yazılır.
  • Soru eki "mi" ayrı yazılır ve sonuna soru işareti "?" gelir.
  • Cümle sonuna nokta konur. Kelimeler arasında kullanılan virgülden sonra bir karakter boşluk bırakılır.

Ayrıca HTML biliyorsanız şu imleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

GO-Blog GrAvatar uyumludur. Gravatar ne mi? Her yerde tanınan AVATAR (globally recognized avatar) ile yorumlarınızın yanında size ait küçük bir resmin gözükmesini sağlayabilirsiniz. Kendi avatarınızı almak için Gravatar'a kaydolabilirsiniz.