GO Oyunu

Japonca GOBaşlığını ismimin ilk harflerine “blog” sözcüğünü ekleyerek oluşturduğum web siteme, arama motorlarında “GO” oyununu aramaları sonucu rastlayıp hayal kırıklığına uğrayan ziyaretçileri muzdarip etmemek için bu sayfayı hazırlamaya karar verdim 🙂

Japon go resimlerinden örneklerBu sayfanın içeriği Hacettepe üniversitesinden Emrecan Çubukçu‘nun konu ile ilgili hazırladığı web sitesinden alıntıdır.


Tarihçe

Go etkileyici bir stateji oyunu olup 4000 yıllık bir geçmişe sahip, fakat oyunun tasarlayıcısı hakkında kesin bir bilgi yok. Bununla beraber çeşitli kaynaklarda rastlanan 3-4 tane efsane var ama çok düşündürücü ve/veya eğlenceli değiller. Herhangi bir GO kitabından uzun uzun okuyabilirsiniz…

GO Öğrenimi
Kuralları ve tarihçe’yi merak ediyorsanız Vikipedinin (Wikipedia) ilgili web sayfalarından ve Utku Üzülmez’in web sitesinden yararlanabilirsiniz.

Oyunu boş bir on dakikanızda öğrenmeniz tavsiye olunmakla birlikte, gerçekten oyundan zevk alabilmek, ancak 10 tane terim ezberleyip 2-3 stratejii öğrenip iyi bilen 10-12 kişiye (ya da internetteki 10 yaşındaki japon çocuklarına) yenildikten sonra mümkün olabiliyor.

Bütün bu aikido, judo, ikebana, bonzai , origami gibi japon sanat, yol (do) ya da olay’larında olduğu gibi, GO öğrenirken de bir sürü japonca teknik, taktik ismi ezberlemeniz gerekiyor. GO hakkındaki her yazıda hiç sektirmeden “kuralları öğrenmek 1 dakika sürer amaaa… one minute to learn one life to master” denir. Ama inanın bana, bu öğrenme süresinin içinde, stratejilerin öğrenilmesi için gerekli süre olmadığı gibi, bu japonca terimlerin ezberlenme süresi de yok..

Çoğu oyunda iyi bilenle aceminin iyi iki tarada da zevk verecek bir maç yapma olasılığı yoktur. Hatta genelde iki taraf da eğlenmez. Ancak Go’ da başta avans verme esasına dayanan “handicap” sistemiyle, aceminin, iyi bileni fazla sıkmadan oynaması mümkün olabiliyor. Acemi, başlangıçtaki taş sayısı üstünlüğünü, yaptığı aptalca hatalarla bir an önce kapatmaya çalışıyor.

İnternette GO oyunu
Internette çok popüler bir oyun… www.kiseido.com adresinde online oyunlar düzenleniyor. farklı düzeydeki insanlar, ya kuşak almak ya da eğitim amaçlı birbirleriyle oynuyorlar. Orada 14 yaşında bir yokohoma yöresinden bir japon delikanlısı bana GO öğretiyordu bir zamanlar. Hatta bir ara her gün bir el eğitim oyunu oynuyorduk. Nick’im emosia olduğu için büyük bir ihtimalle beni kız zannediyordu. “teaching go, is fun, for me” diyordu bana (bunu japon telaffuzuyle ve virgüllerde çok duraklayarak okuyun 🙂

GO Oyunu ve Sanat
GO’nun çok sade bir estetik anlayışı var. ince çizgilerin kesiştiği, siyah beyaz dairelerin birbirine geçtiği bir harmoni. Özellikle oyun sonuna doğru güzel bir duotone görüntü oluşuyor. Biraz kaotik gibi dursa da, kesinlikle randomize yerleştirilmiş siyah beyaz noktalardan oluşan bir gürültü görüntüsü değil bu. Sonda ortaya çıkan desen, iki eğitimli zekanın, kimi zaman çok kanlı meydan muharebeleriyle kimi zamansa ufak çatışmalarla adım adım kazanılmış topraklarının kanla çizilmiş haritası (!)..

Travenian’ın “Şibumi” isimli romanını kesinlikle okumalısınız.

GO, Matematiksel analizi, bilim ilişkisi
19x19luk tahta düşünülürse 361 olasılık ilk hamle için. Olabilecek oyun sayısında 10 761 olasılık sözkonusu (OMNI Magazine, Haziran 1991).

ilk bakışta kurallar kolay olduğu için GO oynayan bir program yazmak kolay gibi gelebilir. Ama bütün olasılıkları hesaplama için gerekecek işlem miktarını bir kenara bırakırsak bile bir sürü güçlük var. Lokal olarak iyi kabul edebilecek bir hamle, oyunun bütünü göze alındığında korkunç olabilir. Birbirine yaklaşmaya çalışan iki grubu, çok sinsice başlatılmış bir kuşatma planını hissetmek, durup bir an tahtaya kuş bakışı bakılması gereken anı yakalamak çok zor (belki image processing, fuzzy..neural network?… cık.. zor bence )

Tayvan da The Ing Chang-ki Goe Educational Foundation, gerçekten iyi bir oyuncuyu yenecek bilgisayar programına (herhalde programcısına) 1,000,000 $ (Amerikan doları) veriyor. Yani iş ciddi. hadi genç programcılar iş başına 🙂

Oyunun epey dahi yetiştirmiş olan Princeton üniversitesinde çok moda olduğunu düşünüyorum. Aynı hafta içerisinde hem Feynmann’ın otobiyografik kitabında hem de Nobelli matematikçi John Nash’ın hayatının anlatıldığı oskarlı “beautiful mind” da princeton-go ilişkisine rastlayınca, öyle düşündüm. Aslında bunlar dışında da fazla bir kanıtım yok 🙂

GO vs Satranç
Satranç, tek bir cephede birbirlerinin komutanlarını yemeye çalışan yamyam piyonlardan, koşabilen kalelerden, L şeklinde gidip insan yiyebilen atlardan, zıplayan şovalyelerden, bütün dövüş sanatlarında usta bir vezirden oluşan sürrealist bir ordunun garip bir öyküsüyse,
GO geniş topraklardaki bir çok cephede, aynı anda irili ufaklı çatışmaların gerçekleştiği, diplomatik oyunların oynandığı, acımasız meydan muharebelerinin yapıldığı, esirlerin alındığı, esir kurtarma operasyonlarının düzenlendiği şiirsel bir savaş romanı bence (© 2002 emosia)

dünyanın en iyi satranç oyuncusun deep blue’ya yenilmesiyle insan yaratıcılığı ve zekasının brute-force altında ezilmesi büyük üzüntü yarattı. Ama endişelenecek bir şey yok aslıdna. Hiç bir bilgisayar programı orta düzey bir GO oyuncusunu bile yenemiyor. Bence buradan çıkan sonuçlar: 1) Bütün olasılıkları rekursif rekursif kontrol etmek zeka değil. 2) Satranç sadece olasılık kontrol edilerek mekanize oynanıp başarıya ulaşılabilecek bir oyun. 3) insanı insan yapan özellikler zeka, yaratıcılık, sezgiyse, onları GO oyununda satrançtan daha çok kullanıyoruz.

Beyin fonksiyonları açısından bakarsak satranç’ta genellikle beynin sol tarafı (analitik) ağırlıklı çalışırken, go da ise sol ve sağ tarafın beraber çalışması gerekiyormuş (artistic/pattern recognititon).

Satrançta Yıllardır üzerinde çalışılan bir çok açılış taktikleriyle başlamazsanız genelde oyunu kaybetmeye mahkumsunuz. Zaten 28-30 hamlede biten oyunun ilk hamleleri de böyle standart olunca, iyice sıkıcı bir hal alıyor olmalı. Zaten profesyonel oyuncuların maçları acaip bir hata yapılmadıkça berabere bitiyormuş.

Hani küçükken Van Damme Arnold’la dövüşse kim yener, ya da acaba Batman mi döver Örümcek adam mı gibi küçük kafaları kurcalayıcı problemler vardı. Şimdi büyüdük.. Ama mesela, halen, aikido çalıştığımız dojoda, çalışma öncesi en sevilen geyiklerden biri “acaba 5.dan karateci 5.dan aikidocuyu dövebilir mi? “. Tabi go öğrenince insan merak ediyor, acaip iyi bir GO ustasıyla iyi bir satranç ustası karşılaşsalar ne olur. Tabi araç çok farklı olduğu için bu bir japon Kendocuyla bir fransız ekstirimciyi karşılaştırmaktan daha zor. Acaba birbirlerininkini öğrenip bir go bir de satranç oynasalar, hiç fikir verir miydi?

Sosyal ol, bu sayfayı paylaş!

Popularity: 1%

“GO Oyunu” üzerine 4 düşünce

  1. bu oyunu öğrenebilmek için yardımcı bir program arıyorum. online olmadan da oyunu oynayabileceğim pratik yapabileceğim bi program arıyorum. bana yardımcı olabilirseniz sevinirim.

  2. Karışık bir oyuna benziyor ama öğrenildiği takdirde sanırım bir o kadarda güzel. Oynamak isterim. Çok teşekkürler bilgilendirme için. İyi çalışmalar dilerim.

Bir Cevap Yazın

Sağlık, genel kültür, sanat, sinematografi, e-devlet, mizah – iyi yaşamaya dair ipuçları ve püf noktaları…

%d blogcu bunu beğendi: